
Aziz John Şovalyeleri, 11. yüzyılda basit bir örgüt olarak kuruldu.
Amalfi'li tüccarlar, Mısır Halifesi'nden Kudüs'te bir hastane kurmak için izin aldılar. Başlangıçta, hastane, hastane binası ve bir kiliseden oluşuyordu ve örgüt temelde dini bir yapıdaydı.
Bundan sonraki yüzyıllarda, özellikle Haçlı Seferleri'nin etkisi ve dönemin politik olayları nedeniyle tarikat, çok güçlü bir askeri örgüte dönüştü. Aziz John Şovalyeleri, kafir saydıkları Müslümanlar ile savaşmak için Kutsal Topraklar'a gelen tüm yolculara yiyecek, tıbbi yardım ve güvenlik sağlıyordu. Şovalyeler için konuklarını karşılamak çok önemli olduğundan onlara aynı zamanda "Hospitalier" (hastaneci veya karşılayıcı) da denmiştir. Ancak, yine de kendilerini Hz. İsa'nın askerleri ve Kudüs'teki Kutsal Topraklar'ın koruyucuları olarak tanıtmışlardır.
Aziz John Şovalyeleri, bu etkileyici kaleyi 1402 yılında Bodrum'u ele geçirdiklerinde Rodos'tan gelip inşa ettiler. Kalenin Hristiyanlar tarafından işgalini gösteren yaklaşık 250 arma bulunmaktadır..

Aziz Petros Kalesinin harabesinin dünyaca önemli bir müzeye dönüştürülmesi, Amerikalı bir gazeteci ve dalgıç olan Peter Throckmorton, Denizaltı Arkeolojisi Enstitüsü'nün (Institute of Nautical Archeology) kurucusu ve aynı zamanda da profesör olan Prof. George F. Bass ve İzmir Müzesi müdürü Hakkı Gültekin gibi tarih ve sualtı arkeolojisi aşıklarının çabalarıyla gerçekleştirildi. Saygıdeğer bir akademisyen olan Azra Erhad ise müzenin ulusal basın tarafından tanınmasına katkıda bulundu..
Israrla sürdürülen bu girişimler Türk hükümetinin 1961'de yayınladığı bir kararname sonucu Bodrum Müzesinin kurulmasıyla meyvesini verdi..
1960'lardan beri bu muhteşem ve etkileyici kalenin içinde çeşitli bölümler açıldı. Bugün, ziyaretçiler, kapsamlı bir açık hava müzesini keşfederken aynı zamanda bir zindanla kanatlı ve diğer hayvanlardan oluşan koleksiyonun yanısıra cam üfleme ustalarıyla diğer zanaatkarların atölyelerini de gezebiliyorlar..
Eski sanat eserleri yanında açıklama yazısı ve grafik veya ilgili resimlerle zenginleştirilerek sergilenmektedir.
Kalenin içindeki ortam bile buraya yapacağınız gezinin getirdiği bir artıdır. Kalenin bitki örtüsü ve burada yaşayan kuşlar bile Orta Çağ canlılarını yansıtmaktadır..
Bütün bunlar ve daha bir çoğu, Bodrum ziyaretçilerinin önemli bir durağı olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nde keşfedilmeyi bekliyor.

Daha önce anlatıldığı üzere, Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Mozole, MÖ 4. yüzyılda karısı ve kızkardeşi Artemisia tarafından Mozolus için inşa ettirilmiştir.
Anıt 45 metre yüksekliğindedir ve üç ayrı bölümden oluşmaktaydı. Bunlardan ilki "podyum"du. Podyumun üzerinde 24 sütunlu bir sütunlu yol bulunmaktaydı. Kanatlarda 11 ve kısa kenarlarda 9 sütun olmak üzere bunlar dikdörtgen bir odayı çevrelemekteydi. En üstte 24 basamaklı bir piramit ve onun üzerinde de onu süsleyen, Mozolus ve Artemisia'nın sürdüğü dört atlı bir savaş arabası bulunmaktaydı.
Yapının dört yanı her biri ünlü dört Yunan heykeltraş -Leochares, Bryaxis, Paros'lu Scopas ve Timotheus- tarafından yapılmış rölyeflerle süslüydü.
Bu muhteşem anıtsal mezar 1500 yıl ayakta kalmıştır. 12. yüzyıl tanıklarına göre o zamanlar anıt gayet iyi durumdaydı. Aziz John şovalyeleri Bodrum'a girdiğinde mevcut Kalenin yapımı için anıtın "spolia"sını yani harabelerini kullandılar.

Halikarnas tiyatrosu Bodrum ana yolu üzerinde Bodrum'a tepeden bakan bir konumda bulunmaktadır. Bu tiyatro oturup Bodrum'u, şehir limanını, kaleyi, guletleri ve yatlarıyla yat limanını seyretmek için bulunmaz bir yerdir.
Bu Karya-Helen zamanından kalma 13000 kişilik tiyatro Anadolu'daki en eski tiyatrolardan biridir. Oyunlardan önce şarap tanrısı Dionisos'a sunulan kurbanlar için kullanılan taş bir sunak ve oturacak yerlerin üzerinde büyük bir ihtimalle tente için kullanılan delikler dikkatinizi çekecektir.
Tarihi tiyatro bugün Türkiye'nin ünlü sanatçılarının konserler verdiği bir mekan olarak kullanılmaktadır; siz de bir geceyi çağdaş bir yeteneği bu tarihi tiyatroda izleyerek geçirebilirsiniz. Güneş battıktan sonra Bodrum'un yüksek yerleri oldukça serin olduğu için yanınıza bir şal veya süveter almayı unutmayın.

Bodrum'un batısında yer alan Mindos Kapısı eski Halikarnas'ın iki büyük girişinden biridir. İ.Ö. 333'de Büyük İskender'in askerleri Mindos Kapısından Halikarnas'a girmek için büyük mücadele verdiler. Büyük İskender kenti fethettikten sonra ordularının merkezini, kapının hemen yakınında bir yerde kurdu.